<object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11CF-96B8-444553540000" id="obj1" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" border="0" width="810" height="130" valign="top">
  21 Mayis 2012 Pazartesi 12:34  HAYAT PINARI DERNEĞİNDEN KERMES 01:23  19 Mayıs Katılım Rekoru 21:01  Bahçeli: Evlatlarınıza Dinimizi de Öğretin 15:42  SESİAD EKONOMİ BAKANIYLA GÖRÜŞTÜ 13:47  ADD:19 MAYIS BASIN AÇIKLAMASI 13:33  ENGELLİLERDEN DUYGULANDIRAN HAREKETLER 13:28  ALTUNEL:19 MAYIS TÜRKİYENİN DOĞUM GÜNÜDÜR 22:50  3. VOLEYBOL TURNUVASI BAŞLIYOR 22:19  Yeni Çifte Ev Eşyası 22:06  ÇAT’IN GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI 19:44  
 Çok Okunanlar
 ALTUNEL:19 MAYIS TÜRKİYENİN DOĞUM GÜNÜDÜR
 Çok Yorumlananlar
 
 Videolu Haberler
 ÇANAKKALE ANCA BU KADAR ANLATILIR  STV SPİKERİNE BAKIN
 Bir şehidin anasına açılım feryadı / VİDEO
 İdam cezasını kim engelledi ? / VİDEO
 GÖÇ KERVANI ETKİNLİKLERİ SONA ERDİ
 SEYDİŞEHİR MANZARALARI SUSUZ YAYLASI
Döviz Kurları
  Alış Satış
$ Dolar 1.8236 1.8324
Euro 2.3158 2.3270
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA


Yazara Ait Tüm Yazılar
  H.Hüseyin KILINÇER

          
         ŞİMDİKİ ZAMANA AİT HİKÂYELER - 2

Ah...Ah !... Güzeller güzeliydi. Nerden çıkarmıştı felek onu karşısına. Alım-çalımlı, selvi boylu, dudağı gül goncası, yüzü ay... Bir peri gibi... Veyahut yedi genci kendine zebun eden Mehlika Sultan kadar güzel. Kaf dağının ardından çıkıp gelmiş belki de... Allah’ım o ne çıldırtan güzellik, Allah’ım!


            Genç adamın yüreği sinesinde güm güm vuruyor... Kuş gibi kanatlanıp uçacak haniyse...  Görür görmez vurulmuştu o dilbere. Ne yapmalı, bir yolunu bulmalı ona ilan-ı aşk etmeliydi. Günlerce koşturdu peşinden genç kızın... Ne diller döktü, şiirler okudu, şarkılar söyledi. Gönül telinden namelerdi sevdiğine sunduğu. Heyhat... Kara sevdası, karşılıksız... Kızda yok öyle ince ruh; sanat, edebiyat nadan için hikâye... Onun için en ateşli şiir, kalbe nüfuz eden musiki, Leyla ile Mecnun’u kıskandıracak aşk; paraydı. En sanatkârane tablolar para ve cüzdan resimleriydi. Hatta cepsiz bir pantolon görmeye bile tahammül edemezdi, cüzdan taşınamayacağı için...


            Gönlüne aşkın odu düştü düşeli dirliği düzeni kalmamıştı, altın beyinli adamın. Çaresiz ona sırrını, hayatını teşekkül ettiren maddeyi, beyninin altından olduğunu ifşa etmek zorunda kaldı. Ah minel aşk, sen nelere kadirsin? ( Pardon yüce para, sen nelere kadirsin, diyecektim.)


            O talihsiz vakadan sonra genç kız ile altın beyinli adam arasında böyyük bir aşk başladı. Daha doğrusu kız ile zenginlik arasında... Endamına kurban olduğu dilber her gün yeni bir şey ister olmuştu:


— Hayatım, şu ana dilde eğitim ve yayın yasasını kabul etsene!


—Hay hay sevgilim!


— Canııım, bebişkoom! İkiz yasaları sana zahmet imzalayıver.


— Hemen tatlım!


— Aşkım, bir tanem, ...


— Emrin olur sevgilim!


  ………………………


İsteklerin ardı arkası kesilmiyordu. Gümrük birliği, Ege kıta sahanlığı, pancar- tütün yasaları,


Kopenhag kriterleri, alfabe değişikliği, kamu yönetimi reformu, ruhban okulu, Ermeni soykırımı vesaire vesaire...


            Altın beyinli adamın sevenleri, dostları hiç de az değilmiş hani... “Bak uğruna benliğini, ruhunu, bedenini, beynini harcadığın AB olacak kadın öyle senin bildiğin gibi genç ve güzel değil, makyajı dökülsün göreceksin kart bir aşifte ve nasıl ucube olduğunu. Yarın servetin bitince yüz üstü bırakacak seni.” demişler demesine dostları; ama, dinletememişler sözlerini. Aksine, kırmış onca yıllık yarenlerinin kalplerini, altın beyinli adam.


            Işıkları göz kamaştıran bir mağaza vitrini önünde durmuşlar. Fevkalade güzel, üzeri pırlantalarla süslü bir gece kıyafetini (Kıbrıs’ı) göstermiş sevgilisi: “Hayatım, şu tuvaleti bana alır mısın? Lütfeen!...” Genç adam sevgilisi AB’nin gözlerine ümitsizce bakmış. Neden sonra“Olmaz!”diyebilmiş boğuk bir sesle. Kaşları çatılmış; dudaklarının arasından ıslık çalar gibi bir ses çıkarken yılandili, iğreti dişleri gözükmüş, çirkin suratı o an belirginleşmiş. Altın beyinli adam aşkının ateşinden olacak, görememiş sevgilisinin gerçek yüzünü. “Demek olmaz ha!... Öyleyse ya ben, ya elbise (Kıbrıs)!” Hışımla uzaklaşmış oracıktan.


            Zavallı aşık... Biçare, kuyumcu dükkânına girmiş. Beynindeki son altın kürreciği koparmış ve bozdurmuş. Kuyumcudan, çıkmış. Beş altı adım atmış. Olduğu yere yığılıp kalmış. Çevreden koşuşanlar, avuçlarında bir tutam para, parmakları arasında altın zerrecikleri bulmuşlar. Altın beyinli adam boş beyinli adammış artık.


            Her sevda benliğinizi, ruhunuzu, şerefinizi, varlığınızı satmaya değer mi? İyi düşününüz!...

2010-12-04 Bu yazı  1474  kere okundu Yazıcıya Yolla
Son Yazıları:

ŞİMDİKİ ZAMANA AİT HİKÂYELER - 2
ŞİMDİKİ ZAMANA AİT HİKÂYELER - 1
GÜLDESTE - 3
GÜLDESTE - 2
GÜLDESTE - 1
YASLIYAM - ŞİİR
NİÇİN TÜRKÇE?
YAĞMUR YAĞMALIYDI
BEN BİR ÇAM AĞACIYIM
KARŞINDAYIM - ŞİİR
YORUMLAR
BU YAZIYA YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
İletişim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle
IE 5+ ve FF1+[ 1024 x 768 ] & Macromedia Flash
Olarak ayarlanmıştır.
Tüm hakları saklıdır.İzinsiz yada kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Panturknet